Sayfalar

5 Şubat 2013 Salı

Ösym

Ösym

   Günümüzde ülkemizde yapılan yatırımlara baktığımız zaman eğitim kategorisinin sağlık kategorisiyle beraber en üst sırada yer aldığını çok rahat bir şekilde görebiliriz. Bu alanda sürekli olarak devam eden çalışmalar, bağışlanan ve yatırım olarak kullanılan paraların büyüklüğü gerçekten inanılmaz bir seviyeye ulaşmıştır. Elbette geçmişten günümüze kadar böyle bir çalışma düzenli olarak yapılmamıştı. Diğer bölümlere oranla çok daha az bir seviyede tutulmaktaydı bu çalışmalar. Eğer aynı özen eskiden de gösterilmiş olsaydı zaten şu anda eğitim bakımından çok daha gelişmiş ülke olurduk ve yine şu anda elimizde bulunan imkânlardan çok daha iyilerine sahip olma şansımız olurdu. Bahsetmiş olduğumuz bu yatırımların büyük bir ivme kazanarak yükselmesi özellikle 21. Yüzyılın başlarında kendisini göstermeye başlamıştır. 



   Söylemiş olduğumuz bu 15 – 20 yıllık süreç içerisinde eğitim alanı kendi çapında çok büyük yapılara ayrılmış ve daha önceden de var olan kurumlar çok daha sistematik işleyen bir yapıya dönüşmüştür. Eğitim alanında tanımlamalarını yaptığımız bu düzenlemelerin, yeniliklerin ve kurumların listesini inceleyecek olursak önümüze hayli kabarık bir sıralama gelmektedir. Bu yüzden de bahsettiğimiz düzenlemelerin akılda tutulması ya da birkaç cümleye sığdırılmaya çalışılması hiç mümkün değildir. Ama başlıca ifade etmemiz gereken durumlar elbette bulunmaktadır. Bu yapılanmalardan sorumlu, en üst düzey yetki genel olarak Milli Eğitim Bakanlığı’ndadır. (MEB) Bunun yanı sıra YÖK ( Yüksek Öğrenci Kurumu ) gibi ÖSYM ( Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) gibi birbiriyle iç içe olan kurumlar da gösterebiliriz.

   Bu kurumlardan Milli Eğitim Bakanlığı’yla en bağdaşık hareket eden, sınavlarda ve çeşitli etkinliklerde etkin rol oynayan ÖSYM’ye ayrıca değinmemiz gerekir. Öğrencilerin kaderini belirleyecek sınavların bizzat uygulanması gibi çok titiz bir görevi üstlenen ÖSYM; bu alanda oldukça dikkatli davransa da bazı yıkıcı yorumlar ve kulaktan dolma haberler etrafta dolaşmaktadır. Ama bunların yanı sıra sınavlarda öğrencilerin beden kitle endeksine uygun sınıf ve sıraların seçimiyle güvenlik kontrollerinin yanı sıra, sınav öncesi dağıtılan araç gereçler ve şirin şekerler öğrenciler tarafından hoşnutlukla karşılanmaktadır. Tüm bu olaylar göz önünde bulundurulduğunda ÖSYM’nin öğrenciler üzerinde ne kadar büyük bir etkisinin olduğunu ve bu duruma ne denli önem verildiğini rahat bir şekilde görebiliriz.

İzmir


İzmir

   Dünyanın hangi ülkesi olursa olsun mutlaka herkes tarafından bilinen şehirleri bulunmaktadır. Bu şehirler, birçok konuda öne çıkan özelliklere sahip oldukları için yerli halkın ve dışarıdan gelen turistlerin çok fazla ilgisini çeker. Tabii ki bu durumun istisnaları da yok değildir. Örnek verecek olursak, bırakalım şehrin ismini daha ismi bilinmeyen onlarca ülke bulunmaktadır. Bu yüzden genel bir söylem kullanmakta yarar var.







    Ülkemize dışarıdan baktığımızda da ön plana çıkan, çeşitli etkinlikleriyle, tarihiyle, doğal güzellikleriyle saysız kişiler tarafından bilinen şehirlerimiz vardır. Bu şehirler, ülkemize birçok alandan çok büyük katkılar sağlar. Gelen yabancı turistlerin yaptığı harcamalar şehrin gelişmesinde önemli bir rol oynadığı gibi, ülke ekonomisine ve dış pazara tanıtımına önemli bir etki sağlar. Elbette dünyadaki her şehir özellikle de ülkemizdeki her şehir güzeldir, hepsi görülmeye değerdir. Asla bunun aksini söyleyemeyiz. Fakat bazı önemli faktörler, gelen ziyaretçi sayısı, tanınırlık ve yaşam rahatlığı da göz önünde bulundurulduğunda bazı iller ön plana çıkmaktadır. Tanımlamalarını yapmış olduğumuz bu illerden bir tanesi de, gerek tarihi yapılarıyla, gerek doğal güzelliğiyle, gerek isim markasıyla çok büyük bir potansiyeli olan İzmir’dir.  İzmir böyle bir kaliteye sahip olmasının getirdiği artıyla ülkemizin en büyük 3. İli olma özelliğini de taşımaktadır.

   İzmir, bulunduğu bölge itibari ile bir liman kenti olarak anılmaktadır. Ülkemizde gerek yabancı firmalar, gerek de yerli firmalar tarafından yapılan büyüklü küçüklü birçok fuar, yine İzmir ilinde gerçekleşmektedir. Bunda en büyük etkiyi şehrin bulunduğu noktayla bağdaştırabiliriz. Eski ismii “Smyma” olan bu antik kent, mükemmel doğası sebebiyle ülkede hatta dünyada en çok yerli ve yabancı turist çeken illerin başında gelmektedir. Bu ilin yaşama şekilleri, hayat seviyesi incelendiğinde ülkemizdeki ortalamaya nazaran çok daha iyi bir tabloyla karşılaşırız. Bunda en büyük etken şüphesiz ki biraz önce bahsettiğimiz turist bazlı şehre giriş yapan maddiyatlar ve yapılan yatırımlardır.  Yine dikkat çeken özelliklere baktığımızda, İzmir Limanı’nın ülkemizin en büyük 2. limanı olduğunu görürüz. Tüm bu yollardan çıkarak, herkesin de söylediği gibi İzmir için, Ege’nin İncisi benzetmesini gönül rahatlığıyla yapabiliriz.

Hayat

Hayat

   Herkesin iyi ya da kötü sürdürdüğü bir hayat bulunmaktadır. Yaşama koşulları kimilerine oldukça iyi seviyelerde sunulmuşken, kimileri de oldukça zor şartlar altında yaşama çabası göstermeye çalışmaktadır. Şöyle başımızı çevirip sadece kendi çevremize bakacak olursak bile ne kadar da farklı yaşayış biçimleri olduğunu çok rahat bir şekilde görebiliriz. Genel olarak bölgesel bir şekilde benzer yaşayış şekilleri görüyor olsak da esasında hepsinin birbirinden ayrılan temel farkları bulunmaktadır. Alt kattaki ya da yan binadaki komşumuzun, köşedeki market sahibinin, karşıdaki mağazada çalışan gencin, hatta akrabalarınızın ve daha tanıdığınız ya da tanımadığınız herkesin farklı yaşama şekilleri, farklı hayat mücadeleleri vardır. Yaşadıkları süre boyunca hep o doğrultuda hareket ederler ve doğru bildikleri ne varsa onu savunurlar. Tabii ki bu durumda geçmişten gelen gelenek görenek ve kültür birikiminin, sonra da aile yapısının çok büyük bir etkisi bulunmaktadır.







   Biraz önce de söylemiş olduğumuz gibi, bölgesel olarak benzerlik gösteriyor olsa da esasında sürdürülen her yaşama şeklinin birbirine göre büyüklü küçüklü farkları bulunmaktadır. Bu noktada bir örnekleme yapmamız gerekirse, ülkemizin diğer ülkelere göre olan çok büyük farklılıklarından söz edebiliriz. Tarihin çok eski yıllarından bu zamana kadar farklı şekillere de dönüşerek gelmiş olan Türk adet ve görenekleri Türk kültürü, hayata bakış açımızı diğer ülkelerden çok farklı bir noktaya çevirmiştir. Artık daha esnek bir yapımız olsa da genel olarak bu durum aynı şekildedir. Aynı olaydan farklı ülkeler için de bahsetmemiz son derece doğaldır. Nasıl ki bize farklı ülkelerin sürdürdükleri yaşama şekilleri oldukça farklı ve kimi zaman itici gelebiliyorsa onlar için de bizim yaşama şekillerimiz farklı gelebilir.

   Bu kalıplaşmış kültüre ek olarak, onun ekseninde olmak kaydıyla yaşadığımız hayat bize bazı sorumluluklar ve yapılması gereken durumlar sunmaktadır. Bu sorumluluklar yaşamımızın her anında farklılık göstermektedir. Çocukluk yıllarında sadece okula gitmek ve ders çalışmakla yükümlüyken, yaş ilerledikçe sorumluluk da artar. Sosyal çevreyle ilişkileri arttırmanın, arkadaş çevresi edinmenin yanı sıra akraba ilişkilerine bağlı kalmak da çok önemlidir. Bunlara ek olarak ilerleyen zamanlarda herkesin bir aile kurması ve bu aileyle en iyi şekilde ilgilenmesi yine olmazsa olmazlar arasındadır. Daha bu durumları zamanın akışına göre saymakla bitiremeyiz; özel durumlar, hastalıklar, yaşlanma süreci ve daha bir sürü şey… Hayat, her anımızda karşımıza yeni bir şeyler çıkartmaktan asla vazgeçmez.

Bursa


Bursa

   Ülkemizin hangi bölgesine gidersek gidelim, hangi ilini incelersek inceleyelim hepsinin birbirinden güzel tarihi bölgelerinin olduğunu görürüz. Bu doğal güzelliklerin yanı sıra bir de büyükşehir ya da normal belediyelerin hizmetleriyle şehirlere kazandırılan yapılarla birlikte marka değerleri de bir kat daha artmaktadır. Söylemiş olduğumuz tarihsel güzellikleri, geçmiş dönemlerdeki egemenliklerin; örneğin Osmanlı Devleti’nin maharetli mimarlarının bırakmış oldukları yapılarla bünyesinde taşıyan ve bunu günümüze kadar en iyi şekilde getiren illerden bir tanesi de Bursa olarak çıkmaktadır karşımıza. Yine bu tarihsel zenginliğin yanı sıra, ikinci sırada gösterdiğimiz yapılar da; Bursa ilindeki kentleşme ile en iyi şekilde orada yaşayan ya da seyahat amaçlı gelen insanlara en iyi hizmeti ve eğlenceyi sunmaktadır.







   Biraz önce bahsetmiş olduğumuz Osmanlı Devleti tarafından günümüze ulaşmış birçok yapıtın özellikle Bursa’da ağırlık kazanmış olmasının en büyük nedeni; Bursa’nın Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olmasıdır. Bu sebeple bu şehrimizin tarihimizde çok ayrı bir yeri bulunmaktadır. Böyle gösterişli geçmişe sahip bir şehrin, günümüzde doğal, tarihsel ve yapısal güzellikleriyle önem taşımasını yadırgamamak gerek. Bu şehrin dikkat çeken özellikleri tarihsel notlarla da sınırlı kalmamaktadır. İncelemeye devam ettiğimizde Bursa’nın, ülkemizin en büyük 4. Kendi olduğunu görürüz. Bu sebepten dolayı Bursa’yı metropol kent olarak da anabiliriz. Bursa’nın öne çıkan artılarını elbette saymakla bitiremeyiz, kitaplar, ansiklopediler ve dahası gerekir. Ama en belirgin özelliklerinden bahsetmeye devam edecek olursak sanayiye mutlaka parmak basmamız gerekir. Bursa ili sanayisiyle de ülkemizin çok önemli bir konumda yer almaktadır. Bu sayede şehirde çok büyük bir iş sahası ve iş potansiyeli bulunmaktadır. Hatta giren, çıkan ham madde, ürün ve benzeri gibi şeyler incelendiğinde; Bursa’nın İstanbul’dan sonra ihracat konusunda ikinci sırada yer almakta olduğunu görürüz.

   Bunların yanı sıra farklı bir noktaya daha değinecek olursak, şüphesiz ki her Bursalı için çok ayrı bir önemi olan Bursaspor gelmektedir. 2009 – 2010 sezonunda Türkiye Süper Ligi’nde şampiyon olan takım bu şehirde yaşayan çoluk çocuk, herkes için ortak bir tutkudur. Tüm bu söylediklerimizi özetleyecek olursak; takımıyla, tarihiyle, doğasıyla, yapısıyla, kısacası her şeyiyle Bursa Türkiye’nin en güzide şehirlerinden bir tanesidir.

Ankara

Ankara

   Ülkemizin Kurtuluş Savaşı ve yeniden yapılanma yıllarında, bulunduğu konum itibariyle çok farklı ve oldukça büyük roller üstlenmiş bir şehir… Kuş bakışı şeklinde tarif edecek olursak haritanın neredeyse tam ortası… Tarihimizdeki son başkentimiz; evet herkes mevzu bahis olan o önemli şehrimizin neresi olduğu hakkında fikir sahibi olmuştur şüphesiz ki. Birçok özelliğiyle ün kazanan, en önemlisi de devletin zirvesine misafirlik yaptığı için çok büyük bir ağırlığa sahip olan Ankara’dan bahsediyoruz. Bu ilimiz, gerek son yıllardaki ulaşmış olduğu üst düzey belediyecilik yapısıyla, gerek birbirinden güzel ve ilgi çekici bölgeleriyle, gerek yapılmış olan yatırımlarla, gerek de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile ve farklı bakanlıklarıyla kendine çok ayrı bir yer oluşturmaktadır.







    Bir de biraz önce bahsetmemiş olduğumuz bir yapı var ki, onu bilinçli olarak farklı bir cümlenin içinde göstermeyi uygun görmedik.  Çünkü ismi söylenip geçiştirilecek bir yer asla değil burası! Bahsetmiş olduğumuz bu yer; Anıtkabir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün na’şının bulunduğu, her gün sayısız ziyaretçi akımına uğrayan bu yerde büyük bir duygu yoğunluğu yaşamak içten bile değil. Şüphesiz ki bu bölge, Ankara şehrinin önemini ve ziyaretçi kapasitesini etkileyen en önemli faktörlerin başında kendine yer almaktadır. Biraz önce tanımlamış olduğumuz tarihsel yoğunluktaki bölgelerin yanı sıra bir de bu şehre gidildiği zaman mutlaka gezilip görülmesi gereken çok güzel yerler bulunmaktadır.  Bunlar kimi zaman doğasıyla, imi zaman da inşa edilmiş yapılarıyla ziyaretçilerin tercih sebebi olmaktadır.  Söylemiş olduğumuz bu mekânlara birkaç tane örnek göstermemiz gerekirse; çeşitli parklar, büyükşehir belediyesi tarafından yapılmış olan spor tesisleri ve salonları listeye girebilir. Bunların yanı sıra Ankara’nın girişinde bulunan Gölbaşı, Keçiören ilçesinde bulunan teleferik ve ÖSYM binasından birkaç kilometre önce ana yolun sağ tarafında bulunan ortak ibadethane görülmesi gereken en önemli noktalar olarak karşımıza çıkmaktadır.

   Karasal iklimin yaşandığı, kendisinin soğuk ama insanlarının oldukça sıcak olduğu bir şehir Ankara… Son yıllarda şehrin alt yapısına ve çeşitli alışveriş merkezlerine yapılmış olan yatırımlarla beraber şehrin marka değerinin üzerine çok büyük eklemeler yapıldığını rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Bunların yanı sıra Ankara’nın olmazsa olmazları arasında yer alan hatta simgeleri olarak bile kabul edilmesi söz konusu olan; şehrin sevdası Ankaragücü futbol takımı ve herkesin dilinde dolaşan, dinlemekten zevk aldığı oyun havaları.  Saydığımız tüm bu artılar ve daha birçok güzellik açısından Ankara herkesin en az bir kere de olsa gidip görmesi gereken şehirlerimiz arasında yer almaktadır.